İçeriğe geç
NAFRUYazılım x Geliştirme
← Blog ana sayfası

2 dk okuma

Siteyi baştan yapmak mı, kademeli düzeltmek mi?

Çoğu ekip siteyi baştan yapmayı bir çözüm sanır. Baştan yapmak aslında hangi şeyin bozuk olduğunu bilmediğinizde başvurduğunuz en pahalı tahmindir.

Furkan ÇolakDeveloper

Restore edilen tarihi bir müze binası; cephesi, binanın kendi görüntüsünün basılı olduğu bir iskele örtüsüyle kaplanmış.
"Historisk museum Oslo — fasadearbeider stillase", Wolfmann, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons üzerinden. 3:2 oranına kırpıldı.

Bize gelen taleplerin büyük kısmı aynı cümleyle başlıyor: “Site eskimiş, baştan yapalım.” Peşinden bir soru soruyoruz: sitenin hangi işi yapmadığı. Cevap çoğu zaman gelmiyor. Cümlenin kendisi bir teşhis değil, teşhis konulmamış olmasının işareti.

Baştan yapmak bir çözüm değildir. Neyin bozuk olduğunu bilmediğinizde başvurduğunuz en pahalı tahmindir.

“Baştan yapalım” cümlesinin altında ne var

Bu isteği tetikleyen şey neredeyse hiçbir zaman ziyaretçiden gelmez. Sitede altı ay geçiren ekip tasarımdan yorulur; ziyaretçi ise o sayfada toplamda kırk saniye geçirmiştir ve tasarımı fark edecek kadar bakmamıştır bile. Jakob Nielsen buna maruz kalma saati diyor: tasarımı sıkıcı bulan taraf onu her gün gören taraftır (NN/g, “Fresh vs. Familiar”).

Bu, sitenin iyi olduğu anlamına gelmiyor. Sadece sıkılmanın bir ölçüm olmadığı anlamına geliyor.

Kademeli düzeltmenin asıl kazandırdığı şey

Kademeli düzeltmenin ucuz olması ikincil bir avantaj. Birincil avantajı şu: değiştirdiğiniz şeyle sonucun arasındaki bağı görebiliyorsunuz.

Fiyatlandırma sayfasındaki karşılaştırmayı sadeleştirip talep formundaki alan sayısını yarıya indirdiğinizde, iki hafta sonra elinizde bir bilgi olur. Aynı hafta içinde navigasyonu, dili, görsel dili ve form akışını birlikte değiştirdiyseniz, sonuç iyileşse de kötüleşse de nedenini bilmezsiniz, ve bir dahaki sefere yine tahmin edersiniz.

Baştan yapmanın en az bahsedilen maliyeti bu: öğrenmeyi sıfırlar.

Baştan yapmanın gerçekten haklı olduğu iki durum

Nielsen radikal değişimi yalnızca iki senaryoda savunuyor, ikisi de bizim gözlemimizle örtüşüyor.

Birincisi, koruyacak bir kullanıcı alışkanlığının olmaması. Sitenin ayda üç yüz ziyaretçisi varsa ve hedef otuz bin ise, tanıdıklığı bozma riski diye bir şey yoktur; bozulacak tanıdıklık yoktur.

İkincisi, yapının kendi kendine anlamını yitirmiş olması. Yıllarca eklenen sayfalar birbirine değmeyen dört ayrı menü mantığı ürettiyse, tek tek düzeltme her seferinde beşinci bir mantık ekler. Burada sorun sayfalarda çıkmıyor, sayfaların arasındaki ilişkide çıkıyor. Bu ilişkiyi parça parça onaramazsınız.

Talebin çoğu bu ikisine de girmiyor.

Karar vermeden önce cevaplanacak üç soru

İnsanlar nerede duruyor? Analitikte tek bir huni kurun ve nerede terk edildiğini görün. Cevap “ana sayfa güzel değil” olmamalı; “fiyat sayfasından iletişime geçen yüzde iki” gibi bir şey olmalı.

Kaç kişiyle konuştunuz? Sitesini baştan yaptıran ekiplerin çoğu, mevcut siteyle beş müşteri adayının nasıl boğuştuğunu izlemeden karar veriyor. O beş oturum, üç aylık projeden daha fazla şey söyler.

Neyi ölçerek başarı diyeceksiniz? Bu sayı baştan yazılmadıysa, teslimden sonra başarı ölçüsü “yeni hâli daha hoş” olur. Bu ölçüyle her proje başarılıdır ve hiçbir şey öğrenilmez.

Üç sorunun cevabı varsa hangi yolun doğru olduğu genellikle kendiliğinden görünür. Cevap yoksa, doğru ilk iş baştan yapmak değil, bu cevapları üretmek.

Önerilen yazılar

( 00-09 ) İLETİŞİM

Ne inşa ettiğinizi ve NAFRU'nun nasıl yardım edebileceğini konuşalım.

Sohbeti başlatalım.